“ses hiç biter mi?” dedi kadın, bir oda bir salon evden
“bu bir şarkı mı?” dedi adam, kahvesinden bir yudum aldı
“bak dışarıda yağmur yağıyor” dedi kadın, uzun saçlarını tarayıp
“biliyordum, vallahi biliyordum” dedi adam, gözlüğüne uzandı
“sen az evvel bir şarkıdan mı bahsettin?” dedi kadın, yağmura bakarken
“sırtıma havlu koyarken ne güzeldin” dedi adam, cümlesini uzattı
“susmak doğu’nun sanatıdır” dedi kadın, bir nefes aldı sigarasından
“yeşil kapaklı bir defterim var” dedi adam, deftere baktı, dumana baktı
“güzel mâhkum nedir, kimdir?” dedi kadın, kırmızı kaplı kitaba bakıp
“ormanın asıl kralı fildir, / ayrılık yok, bitti o, birleşti.” dedi adam, kitabı aldı
“sana anahtar yaptırdım” dedi kadın, ayakkabıdandı anahtarlığı
“bu bir teklif mi?” dedi adam, müzeyyen senar’dan söz etmeye başladı
“aşk hiç biter mi?” dedi kadın, saçları uzundu, saçları siyah ve uzundu
“tenim aynı ten üşüyorum şimdi” dedi adam ve ekledi:
halas, arapça bir kelimedir, “l” ince okunur, kurtuluş demektir dedi,
dedi ve
durdu,
bir oda bir salon evleri vardı onların.